Sinir Sistemi Regülasyonu Nedir?
Neden önemlidir, regüle olmadığımızda bedende neler olur ve hangi çalışmalar regülasyonu destekler?
Bir süredir Instagramda bağlanma konusunda videolar paylaşıyorum. Bağlanma teoremi, çocuklukta gelişen bağlanma örüntüleri ve bunların yetişkin ilişkilerimize etkisi gibi konularda paylaşımlar yaparak, ilişkilerimizin kendimizi tanıma ve keşfetme süreçlerimize tuttuğu aynayı sizlerle de paylaşmaya gayret ediyorum.
Geçtiğimiz haftasonu paylaştığım son videoda; sağlıklı, keyifli ve dengeli ilişkiler kurabilmek için, hem günlük yaşamda hem de ilişki içinde yaşadığımız kaygı ve kaçınma anlarında kendimizi regüle edebiliyor olmanın öneminden bahsettim. Bugün de bu regülasyon konusunu biraz daha detaylandırmak istiyorum.
Bilimsel açıklamalar sevenler gözlüklerinizi takıp çaylarınızı, kahvelerinizi aldıysanız başlayalım.
Ah. Ama öncesinde. Eğer instagram’da yayınladığım videoları izlemek ve orada da bağlantıda olmak isterseniz lütfen buyurun;
Şimdi gelelim sinir sistemi regülasyonuna.
Regülasyon nedir?
Sinir sistemi regülasyonu, stres zamanlarında yükselen uyarılma durumlarını azaltmak ve sakinlik durumlarını yeniden kurmak için sinir sistemimizin verdiği fizyolojik yanıtlar zinciridir.
Sağlığımızı, iyilik halimizi koruyabilmek için otonom sinir sistemimiz; yaşadığımız deneyimlere yanıt olarak solunum, sindirim, kalp ritmi ve bağışıklık fonksiyonu gibi istemsiz süreçlerde sürekli düzenleme yapar.
Bu sistem iki ana kola ayrılır:
Sempatik sinir sistemi
Parasempatik sinir sistemi
Bu iki sistem dengeli bir otonom işleyiş için birlikte çalışır.
Tehlike ya da stres anında sempatik sistem devreye girer.
Kalp atışı hızlanır.
Dikkat daralır.
Kaslar aktive olur.
Amaç bizi korumaktır.
Tehlike geçtiğinde ise parasempatik sistem devreye girer.
Bedene “tamam, artık güvendeyiz” sinyali taşır.
Kalp yavaşlar.
Nefes derinleşir.
Sindirim yeniden aktive olur.
(Daha fazla detay için aşağıdaki yazımı okuyabilirsiniz. Sonra geri gelmeyi unutmayın:)
Sinir Sisteminizin Aktif Modunu Keşfedin : Sakin misiniz, Tetikte mi Yoksa Kapanmış mı?
Geçtiğimiz haftalarda sinir sistemi modlarından bahsetmiştim. Bugün kendinizi ve bedensel tepkilerinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olması için biraz daha detay paylaşmak istiyorum.Thanks for reading Müge'nin Hasır Piknik Sepeti! Subscribe for free to receive new posts and support my work.
İşte regülasyon dediğimiz şey, bu iki sistem arasındaki denge dansıdır.
Bu dans, hayatımız boyunca her gün, her an devam eder.
Regülasyonu Nasıl Hissederiz?
Sempatik ve parasempatik sistemler arasında esnek bir geçiş olduğunda:
Kendimizi canlı ama dengede hissederiz
Tepkilerimiz duruma uygundur
Zor bir anı atlatıp tekrar sakinleşebiliriz
Yani pek çoklarının zannettiği gibi regülasyon hep sakin kalmak değildir.
Geri dönebilme kapasitesidir.
Peki Disregülasyon Nedir?
Bu sistemler deneyimlerimize verimli bir şekilde yanıt veremediğinde düzensizlik hissederiz.
Disregülasyon, sinir sisteminin bir deneyime takılı kalmasıdır.
Tehdit geçmiştir.
Ama beden hâlâ tehdit varmış gibi davranıyordur. (aktivasyon : kaç/savaş)
Ya da sistem o kadar yorulmuştur ki kapanmıştır. (çökme: don)
Disregülasyonun İki Yüzü:
1. Yüksek Aktivasyon
Huzursuzluk
Çabuk tetiklenme
Sabırsızlık
Uykusuzluk
Gevşeyememe
Sistem alarmda kalır.
2. Donma / Çöküş
Halsizlik
Motivasyon kaybı
Kopukluk
Uyuşma
“Hiçbir şey hissetmiyorum” hali
Sistem kendini kapatır.
İki durumda da ortak olan şudur:
Seçenek hissi azalır.
Ya çok hızlanırız.
Ya çok yavaşlarız.
Ama esneklik kaybolur.
Regüle Olamadığımızda Bedende Ne Olur?
Disregülasyon yalnızca psikolojik değildir.
Bu bir “zayıflık” ya da “irade eksikliği” de değildir.
Bedenseldir.
Nefes değişir.
Uyku bozulur.
Sindirim etkilenir.
Kas tonu farklılaşır.
Dikkat azalır.
Tolerans penceresi küçülür.
En önemlisi: Beden güven hissini kaybeder. Ve güven kaybolduğunda sistem ya savaşır ya da kapanır.
Ve kötü haber şu ki çok azımızın sinir sistemi regülasyon kapasitesine sahip. Kadına, çocuklara, hayvanlara şiddet, savaşlar, artan suç oranları, birbirimize yabancı oluşumuz, güvensizliklerimiz nedeniyle kuramadığımız sahici bağlar da bunun en belirgin göstergelerinden bazıları…
Kendi kendini sakinleştirebilen, kaçma, savaşma ya da donma moduna girmeden çatışmanın, anlaşmazlıkların, fikir ayrılıklarının içinde olabilen biri karşısındakini düşman olarak görebilir mi sizce?Bir çocuğa, bir kadına, bir insana, bir ağaca zarar verebilir mi?
İşte bu yüzden, kendinle çalışmak sadece kendin için değildir, toplum içindir, dünya içindir.
Neden Regülasyona Bu Kadar Uzağız?
Artık mağaralarda yaşayıp üstümüze yıldırım düşmesinden korkmuyoruz. Ya da bir aslana yem olmaktan. Bizler artık görünmez modern tehditler altında yaşıyoruz. Artık hayatlarımızda ilişkisel belirsizlikler var. Yetersizlik korkusu var. Ekonomik kaygılar var. Dünyada kontrol edemediğimiz ama her an haber aldığımız ve bizi tedirgin eden bir çok değişim var.
Yani sinir sistemi için tehdit her zaman fiziksel olmak zorunda değil ve tahmin edebileceğiniz gibi bu tür adını koyamadığımız deneyimleri sık yaşadığımızda, sinir sistemimiz o modu alışkanlık haline getiriyor ve biz artık bunun “kendi halimiz” olduğunu sanıyoruz.
Oysa sadece “disregüle” bir haldeyiz (ayurveda’daki doşa dengesizliği gibi, kabızlığı ya da gaz ve şişkinliği olağan sayan, ben hep böyleyim diyen danışanlarım bunun bir dengesizlik olduğunu ve doğru önerilerle geçebileceğini anlayınca şaşırırlar)
Peki Regülasyon Nasıl Hatırlanır?
Keşke hatırlıyorum deyip hatırlansa.
Regülasyon zihinsel bir karar değildir. “Tamam sakinleşiyorum” diyerek olmaz. Somatiktir. Bedenseldir.
Sinir sistemi deneyimle öğrenir. Güvenli deneyimle. Bedende yavaşça yerleşen bir güvenle. Bazen bu bir nefesle başlar. Bazen yavaş bir hareketle. Bazen biriyle kurulan düzenli, güvenli bir temasla.
Ve bunların tekrar, tekrar ve tekrar yapılmasıyla.
Regülasyon Nasıl Desteklenir?
Şunlar regülasyonu destekler:
Yavaş ve bilinçli nefes
Ritmik ve güvenli hareket
Güvenli sosyal bağlantılar
Doğada zaman geçirmek
Düzenli uyku
Beden farkındalığı
Yani sinir sistemimiz güveni okuyarak, anlayarak değil hissederek öğrenir. O yüzden son olarak size sinir sistemi regülasyonuna büyük katkı sağlayan somatik yogadan bahsetmek istiyorum.
Somatik Yoga Bu Süreci Nasıl Katkı Sunar?
Somatik yoga, bedeni merkeze alan yavaş ve bilinçli bir hareket pratiğidir.
Amaç performans değil, sinir sistemi esnekliğini artırmaktır.
Yavaş hareketlerle:
Aktivasyonu fark etmeyi
Kontrollü gevşemeyi
Bedende kalabilmeyi
Seçenek hissini yeniden kazanmayı
deneyimleriz.
Ayrıca grup paylaşımlarımızla güvenli sosyal bağlantıların gücünü hissederiz.
Bu küçük deneyimler sinir sistemlerimize şunu hatırlatır:
“Şu an güvendeyim.”
“Bırakabilirim.”
“Dengeye dönebilirim.”
Ve etkileri zamanla günlük yaşama yayılmaya başlar.
Bir Davet: Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga
21 Şubat’ta başlayacak Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga buluşmalarında
sinir sisteminin bu esnekliğini birlikte çalışacağız.
Yavaş, güvenli ve nörobilim temelli bir yaklaşımla
bedenin dengeyi yeniden hatırlamasına alan açacağız.

Kimler için özellikle faydalı olacaktır derseniz;
Sürekli tetikte hissedenler
Yorgun hissedip dinlenemeyenler
Stresle birlikte bedeninde ağrıları artanlar
İlişkisel belirsizliklerde hızla aktive olanlar
Uykusu hassas olanlar
Ve en çok da
kendine, bedenine, sakin ve güvenli yuvasına dönmek isteyenler için.
Detaylara buradan ulaşabilirsiniz:
Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga
Umarım buluşuruz.
Sevgilerimle,
Müge
PS: Eğer bu yazı size iyi geldiyse, paylaşarak bu bilgileri arayanlara ulaşmasına destek olabilirsiniz. Böylece birlikte daha güvenli alanlar oluşturabiliriz. Teşekkür ederim 🤍 Müge




Ayarlayabilirsem katılmaya çalışacağım ♥️🙏