Biliyorsunuz, iki haftadır hayattaki zorlukları ve tehditleri görme konusundaki ‘üstün başarılarımızı’ yazıyorum.
Bugünse buna Polivagal Teori ve Sinir Sistemi bakış açısıyla bakalım istedim. Bakalım ve bunun bizim suçumuz ya da eksiğimizden kaynaklanmadığını anlayalım.
Sorumuz şu;
Neden aslında strese girmemizi gerektirmediğini bildiğimiz şeyler için de strese gireriz? Ve güzel kalbimizi yorarız?
Sinir sistemi araştırmacılarının yanıtı da şu;
Çünkü devreye “hatalı nörosepsiyon” girer.
Nörosepsiyon Nedir?
Sinir sistemimiz çevremizi sürekli tarayarak güvenlik ve tehdit sinyallerini alır. Buna nörosepsiyon denir.
Burada düşünen beyin devrede değildir; bilinçli bir farkındalık yoktur. Adeta bir gözetleme kulesi gibi çalışan nörosepsiyon, arka planda sürekli çevreyi izler ve risk değerlendirmesi yapar.
Nörosepsiyon ile:
Vücuttaki biyolojik sistemlerin ne yaptığı (örneğin ateş çıktı mı, ağrı var mı, fiziksel bir rahatsızlık var mı?),
Yakın ve geniş çevrede neler olduğu (örneğin tehlikeli bir kişi veya durum var mı?)
İnsanlarla olan ilişkilerde neler yaşandığı (karşımızdakinin mimikleri, yüzü, ses tonu nasıldı?)
aralıksız olarak takip edilir.
Bu risk değerlendirmesine göre enerjinin nereye yönlendirileceği belirlenir. Otonom sinir sistemi de duruma en uygun yanıtı seçer; kaç, savaş, don ya da rahatla modlarından birine geçer.
Bu durum da ona uygun duyguları, davranışları ve dolayısıyla deneyimleri ve hikâyeleri ortaya çıkarır.
Sistem böyle tıkır tıkır çalışır diyebiliriz yani.
Hatalı Nörosepsiyon Nasıl Oluşur?
Peki ya nörosepsiyonun ‘ayarları bozulursa’?
Çocukluk travmaları ve güvensiz ortamlar, sinir sistemimizin tehlike ve güvenlik sinyallerini doğru algılama biçimini etkileyebilir. Buna hatalı ya da bozulmuş nörosepsiyon denir ve kendini başlıca iki şekilde gösterebilir:
1. Her yerde tehlike algılamak:
Güvenli ortamlarda bile savunma sistemimizi sakinleştiremeyiz. Bu da sürekli tetikte, kaygılı ve alarm durumunda yaşamamıza neden olabilir. (Benim iki haftadır yazdığım sinir sistemi yanıtı)
2. Tehlikeleri fark edememek:
Riskli bir durumda savunma sistemimiz gerektiği şekilde devreye girmeyebilir. Bunun sonucunda tehlikeleri görmezden gelme ya da aşırı risk alma davranışları gelişebilir. (bu da bazılarınız için tanıdık olabilir)
Polivagal Teori
Polivagal Teori’nin geliştiricisi Dr. Porges’in çalışmalarında nörosepsiyon kavramı; güvenlik ve tehdit sinyallerinin bilinçdışı değerlendirilmesi üzerinden ele alınıyor. Bu çerçeve; anksiyete, depresyon ve bağlanma güçlükleri gibi pek çok durumda sinir sisteminin nasıl çalıştığını anlamak için önemli bir bakış açısı sunuyor.
Günümüzde bu tür zorlanmalar yaşadığımızda çözüm arayışımız çoğu zaman hızlı bir şekilde ilaçlara yönelebiliyor. Oysa elbette gerekli olduğu durumlarda tıbbi ve psikiyatrik tedaviler çok önemli olmakla birlikte, sinir sistemimizi tanımayı ve kendi düzenleme kapasitemizi geliştirmeyi de öğrenebiliriz.
Otoregülasyondan Self-Regülasyona Geçiş
Çünkü iyi haber şu ki:
Beynimiz plastik.
Yeni nöral bağlantılar kurmak ve yaşamdaki tetikleyicilerin (triggers) hemen yanında parıltıları (glimmers) da görmeyi öğrenmek mümkün.
Her zaman iyi olmak belki mümkün değil ve gerçekçi de değil.
Ama iyi hissetmek de mümkün.
Bunun için sinir sistemimizi otoregülasyondan (yeme, içme, alkol, her şeye ağlama, dizi bağımlılığı, hatta porno ve seks gibi otomatik alışkanlıklarla anlık rahatlama aramaktan) çıkarıp self-regülasyona (bilinçli olarak kaynak bularak ve kendimizi güvenli bir şekilde düzenlemeyi öğrenmeye) alıştırmamız gerekiyor.
Yoga ve özellikle de sinir sistemi üzerinde çalışan somatik yoga, bunun için son derece etkili ve kendi kendinize yapmayı öğrenebileceğiniz araçlardan biri.
Benim bu dersleri bu kadar severek paylaşmamın arkasında da etkilerini kendi hayatımda birebir yaşamış olmam yatıyor.
Benzer şekilde bilişsel yöntemlerle de —yani zihinden bedene inerek— daha rahat hissedebiliriz. Terapiler, okuduğumuz kitaplar ve aldığımız eğitimler de bu şekilde çalışabilir.
Yani aslında elimizde sandığımızdan çok daha fazla araç var.
🍂 Bu Ay Yapacağımız Güzel Olana Yer Açma Çalışması
İşte bu ay yapacağımız çalışma da tam olarak bunun için.
Zihnimize ve sinir sistemimize hayatın içindeki güzellikleri de görebilmeyi öğretmek için.
Ekinoks ile başlayıp 1 ay boyunca, günlük yaşamda güzel ve iyi olanı özel WhatsApp grubumuzda birlikte paylaşacağız.
Sizleri ses kayıtları veya videolarla o haftanın teması için yönlendireceğim.
Grubumuz şimdiden oluşmaya başladı ve enerjisi çok tatlı oldu! ✨
Siz de bize katılmak isterseniz aşağıdaki linkten direkt olarak bilgilendirme dosyasını indirip aramıza katılabilirsiniz:
Umarım buluşur ve güzellikleri birlikte hatırlarız
Sevgilerimle,
Müge


