Kendi bahçeni özenle ekmek
Ya da mutluluğu başkasının bahçesinde aramak...
Son aylarda bir ilişki deneyimi yaşadım.
İçimdeki tüm korkular, kaygılar ve kontrol isteği açığa çıktı.
Kendi başımayken keyifli ve mutlu olan hayatım, bir anda bir arenaya döndü.
Oradan oraya, burnundan soluyarak koşan boğalar, sallanan kırmızı örtüler…
Kusurluluk hisleri (yeterince iyi miyim?),
bağımlılık örüntüleri (hep onunla olmak istemek),
terk edilme korkuları (yazmadığında, aramadığında gidecek mi?)
ve belki de en çok, tüm duygusal ihtiyaçlarımı onunla gidermek istemek…
Sarılmak, konuşmak, paylaşmak, mümkün olan her fırsatta bir arada olmak istemek.
Aşık olmak da diyebiliriz. (aşkın çok sağlıklı bir şey olduğu tartışılır malum, güzelleme yapmayalım)
Ve bitti
İlişki tamamlandı.
Ne yazık ki iki tarafa da acı veren bir şekilde bitti.
Güvensizliğin yarattığı kontrol dalgası, aramızda minik minik kurulmaya başlayan bağı koparıp attı.
Şükür bu deneyimin içinden sağ çıktık.
Ben de şimdi yeniden nefes almaya başlıyorum. Olan bitene, hissetiklerime, bende kalanlara ve deneyimime bakıyorum.
Bugün de bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Kendi bahçeni ekmek
Bu süreçte bir kez daha anladığım bir kaç şey oldu.
Her şeyden önce;
İnsan önce kendi bahçesini özenle ekmeli.
Ve orada gerçekten mutlu olmalı.
Kendi yaşamı zenginliklerle dolu olmalı.
Ona tatmin vermeli.
İçindeki çocuğu mutlu etmeli.
Yaratıcı ve oyunsu şeylerle dolmalı.
Dostları arkadaşları, insanları olmalı.
Bahçesinde çeşit çeşit çiçekler,
salıncaklar,
gölgesinde oturulacak meyve ağaçları,
belki içinde kırmızı balıkların yüzdüğü bir havuz,
belki keyifle kitap okuduğu bir masası olmalı…
İnsan kendi bahçesini beslemediğinde,
ona bakım vermediğinde,
onu büyütmediğinde…
Başkasının bahçesine öykünüyor.
Orada olmak istiyor.
Ben bahçesi olan biriyim.
Ama bu süreçte bahçemde otlar çıktı.
Bazı bitkiler soldu.
Bazı ağaçların meyveleri kuruyup döküldü.
Bazı balıklarım öldü.
İçimdeki sevilmek, bağ kurmak, güvende hissetmek isteyen kız çocuğuyla ilgileneyim derken, bahçeyle ilgilenmeyi bıraktım.
Çünkü o kız sürekli diğerinin bahçesine gitmek istiyordu.
Orada kalmak istiyordu ve orada olmadığında müthiş bir huzursuzluk yaşıyordu.
Ve işte anladığım ikinci şey de şu oldu:
Ben o çocuğun benim bahçemde kalmasını sağlayamıyormuşum.
Ona yeterince sevgi, değer ve mutluluk veremiyormuşum.
Kendini yeterince değerli ve özel hissettiremiyormuşum.
Çabalarını, emeklerini, güçlü yanlarını yeterince göremiyormuşum.
Bu yüzden de o, hep ona sevgi, ilgi, değer verecek başka birinin bahçesinde oynamak istiyormuş.
Güzel kız. Canım kız.
Bu deneyimde, zaman zaman oradan uzaklaştırıldığını, zaman zaman da kendisine yaklaşılmadığını hissetti.
Ve o zaman ödü koptu.
Korkuyla kapının önünde oturdu.
Bir sonraki karşılaşmayı bekledi.
Onu oradan kaldırıp bahçeyle ilgilenmesini sağlamak çok zor oldu.
Çoğu zaman benimle balıkları beslemeyi seçmedi. Çiçekleri sulamayı. Ya da kitap okumayı.
Ben ona sakin ve güvende hissettiremedim.
Kendi bahçesinde mutlu olamadı, benim küçük kızım.
Bunu fark etmek acıtıcı ama değerli bir deneyim benim için…
Burada yazabileceğim bir çok ihtimal var, partnerim de şöyle olsaydı, böyle olsaydı, böyle yapsaydı…
Farklı olur muydu?
Bilmiyorum.
Düşünüyor muyum?
Sık sık hem de.
Ama gereksiz yere. Çünkü yapabilseydi yapardı. “Herkes elinden gelenin en iyisini yapıyor” der Brene Brown.
Öyle.
Ve beni ilgilendirmiyor…
Benim ilgilendiğim şey şu:
Benim küçük kızım, benim bahçemde güvende ve mutlu değil ve belli ki bu deneyim de benim bunu görmem içindi.
Bundan daha önemli ne olabilir.
Ve böyle olmadığı sürece,
başkasının bahçesine açlık hissedecek.
Bu hali de hem onun için
hem de karşı taraf için zorlayıcı olacak.
Belki sonunda da karşı tarafın bahçesine zarar verecek…
Belki oradan atılacak.
Daha da önemlisi,
Orada mutlu olmadığında, güvende olmadığında bile benim yanıma, kendi bahçesine dönmek istemeyecek.
Ahh güzel kız. Ahh.
Kendi bahçeni ekmeyi ve orada değerli mutlu hissetmeyi çocukken öğrenemediğin için üzgünüm.
Bu yüzden şimdi tek odağım:
Kendi bahçemi, o küçük kızla iş birliği içinde yeniden düzenlemek.
Onun orada
mutlu,
sakin
ve güvende hissetmesini sağlamak.
Şu anda bulunduğum noktada şunu çok net görüyorum:
Bu bahçe metaforunda anlattığım her şey aslında insanın kaynakları.
Onu besleyen,
ona yaşam veren,
onu gerçekten doyuran şeyler.
Ben de bunlar üzerinde yeniden çalıştığım bir döneme giriyorum.
Bahçeyi yeniden ekme, yeni kaynaklarla besleme vakti…
Size bu kaynakları başka bir yazıda tek tek yazacağım.
Bugün ise benim için en değerli kaynaklardan biri olan yogaya sizi de davet etmek istiyorum.
Benim için sinir sistemi düzenleyici çalışmalar ve yoga olmasaydı,
tüm bunları fark edebileceğim bir yerde olamazdım,
Bundan sonrası ise:
Farkındalığı sürdürmek
ve onu davranışa dönüştürmek.
Son olarak…
“Kelin merhemi olsa kendi başına sürer” demezseniz,
içsel bilgelik seanslarında ilişkiler üzerine oldukça derin farkındalıklar açılıyor.
İncelemek isterseniz linki buraya bırakıyorum. İçsel Bilgelikle Yaşamak: Bireysel Mentörlük Programı
Aşağıya da hafta sonu başlayacak somatik yoga derslerinin bilgilerini ekliyorum.
Bugün yazdıklarım kalbimden taşan, zaman zaman gözyaşlarıyla akan şeyler. Dilerim ihtiyacı olanlara iyi hissettirir. Yalnız olmadığını anımsatır.
Sevgilerimle
Müge
Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga
Bu ay temamız
GÜVEN
Yoga alanımız bu kez yapmaktan çok temas etmeye, başarmaktan çok deneyimlemeye,
kendini düzeltmekten çok kendi yanında olmaya niyet edenler için açılıyor.
Buluşmalarımız haftada iki kez, cumartesi sabahları 09:30–10:30 , hafta içi belirleyeceğimiz günde (salı/çarş( perş) 20:30-21:30 arasında olacak. İsteyen istediği derse gelebilir.
Yoga, somatik çalışmalar ve nefesle başlayıp,
isterseniz kalabileceğiniz 10 dakikalık kısa bir paylaşım alanıyla tamamlayacağız. Bu alanda kendimizi dişilin gücüne bırakacağız, haftalık niyetlerimizi, ilhamlarımızı, içimizde uyananları ve eğer kehanet kartları kullanıyorsanız, belki seçtiğimiz kartları paylaşacağız.
Dersleri Google Meet üzerinden yapacağız ve kayıtları paylaşacağım
(kayıtlar 1 ay boyunca erişimde kalacak).
Bir sonraki döngü 28 Mart Cumartesi.
Her ayın 4. cumartesi günü yeni döngüye başlayacağız.
Aylık katılım bedeli 4 ders 1200 TL, 8 ders 2000 TL
Dersler 1 ay boyunca kayıtlı.
Grup başladıktan sonra katılmak isteyenler için,
önceki ders kayıtlarını alarak aramıza imkânı olacak.
Eğer bu çağrıyı okurken kalbinizde küçük bir “evet” hissettiyseniz,
derslerin içeriğini aşağıdaki linkten inceleyebilir ve başvuru formuna ulaşabilirsiniz.
Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga
Instagram duyurusu ise burada.
Sevgilerle,
Müge


Meselenin sadece kendi bahçenin yeterince iyi olmasıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bahçemiz çok güzel ve yeterli olabilir, ama biz onu biriyle paylaşınca daha çok keyif alırız, ya da onun bahçesinde gördüklerimiz bizim bahçemizi daha da güzelleştirir, kendi bahçeni sevmek güzel ama başkasıyla bahçemizi paylaşmanın da bağlayıcı bir güzelliği var, demem o ki, insanız ve başka sevgilere, başkalarının bizi güzel hissettirmesine her zaman ihtiyacımız var. O yüzdendir ki her giden canımızı acıtıyor.