İçimizdeki Çocuğu İyileştirmek = Sinir Sistemimizi Düzenlemek
İçimizdeki çocuğu duymak, sinir sistemimizi düzenlemenin ilk adımı
Geçenlerde içimdeki çocukla bağlantı için bir imgeleme çalışması yaptım ve bir anda mutfakta annemle beraber olduğumuz bir sahneye geri döndüm. 4-5 yaşlarındaki küçük Müge annesiyle bağ kurmaya ve bir şey anlatmaya çalışıyordu ama annesi çok meşguldü ve dikkatini ona veremiyordu. Kızgın ve stresli görünüyordu; fiziksel olarak oradaydı ama duygusal olarak yoktu. Küçük Müge ona ulaşmak için bir şeyler yapmaya çalışıyordu ve o da çok stresliydi. Kendini ne kadar da görülmemiş, duyulmamış, üzgün, kaygılı ve korkmuş hissettiğini fark ettiğimde kalbim acıdı.
O sahneye bugünkü halimle girdim ve anneme “Sana ihtiyacı var, görmüyor musun?” diye sordum. Sonra da küçük Müge’yi oradan almak, ona sarılmak, onu dinlemek, ona ihtiyaçlarının önemli olduğunu hissettirmek istedim. Ama o an olan şey beni şaşırttı, küçük Müge bana gelmek istemedi. Annesinin bacaklarına gitti. Çünkü annesi iyi görünmüyordu. Onun üzülmesini, kızmasını, kendini kötü hissetmesini istemiyordu. Kendi ihtiyaçlarını bastırmaya razıydı.
Ona ‘Annen bir yetişkin, o kendi duygularıyla baş edebilir”i anlatmam uzunca bir zaman aldı. Bayağı bir miktarda da gözyaşım kucağıma aktı…
İçimizdeki Çocuk = Sinir Sistemimiz
Sinir sistemimiz çocuklukta, özellikle bakım verenlerimizle olan ilişkilerimizde şekillenir. İlgi, şefkat ve zorlu anlarda co-regülasyon (bir yetişkinin çocuğun duygularını düzenlemesine yardımcı olması) yoluyla sakinleştirilerek güvende hissettirilen bir çocuk, yetişkinlikte zorluklarla baş edebilme gücünü kendinde bulur ve dünyayı daha güvenilir bir yer olarak algılar.
Tabi çocuklarına baş edemedikleri duygu ve durumların ortasında kendilerini güvende hissettirmek için ebeveynlerin de kendi duygularını düzenleyebilmeyi ve streslerini yönetebilmeyi öğrenmiş olmaları gerekir. Neden kendimizle çalışmaya devam etmeliyiz sorusunun bir yanıtı da bu değil mi sizce de? Çocuklarımız ve geleceğimiz için…
Ancak eğer ebeveynlerimizin bunu yapamayışı nedeniyle ihtiyaçlarımız yeterince karşılanmadıysa, sinir sistemimiz hayatta kalmak için farklı tepkiler geliştirir, daha önce de yazmıştım ve benden okumadıysanız da duymuşsunuzdur; savaş (fight), kaç (flight), don (freeze). Aşağıdaki yazıda detayları görebilirsiniz.
Bilimsel literatürde kaç-savaş-don gibi temel bir sinir sistemi tepkisi olarak yer almasa da, travma tepkisi olarak literatüre geçmiş bir strateji daha var; hem de etkisi tüm hayatımıza sinsice sirayet etmiş cinsten bir strateji; memnun edicilik (fawning).
Bir Travma Tepkisi olarak “Fawning” : Memnun Etmek İçin Yaşamak
Fawning yani memnun edicilik çocuklukta geliştirdiğimiz görünmez bir stratejidir: “Eğer ben hep uyumlu ve sessiz olursam, annem/babam/bana bakan kişi mutlu olur. O zaman güvendeyimdir.” Bu strateji, eğer fark edip dönüştürmezsek yetişkinlikte de her türlü ilişkimizde kendimizi, sesimizi, ihtiyaçlarımızı bastırmamıza, bunları dile getirdiğimizde ya da hayır dediğimizde suçlu hissetmemize ve sürekli başkalarını memnun etmek için kendimizi feda etmemize yol açar.
O gün, o meditasyondan sonra ben de bunun yetişkin ilişkilerimde sıkça tekrarladığım bir davranışın tam da köken nedeni olduğunu anladım: “Benim ihtiyaçlarım karşılanmasa bile ben uyumlu olayım ki karşımdaki iyi olsun ve yanımda olsun. Böylece ben de güvende olayım. Çünkü tek başıma güvende olmam.”
Duydum seni küçük kız…
Kendimi ve ihtiyaçlarımı feda etmek pahasına içinde uzuuuuun uzuuuuun kaldığım, uzuuuun uzuuuuun gerildiğim, neyi daha iyi yapabilirim diye düşündüğüm, kendi isteklerim için “acaba çok mu fazla oldu?” diye düşündüğüm ilişkilerimdeki (özellikle yakın ilişkiler) bu davranışlarımın nedenini daha iyi anladım.
Bolca da ağladığımı söylemiştim.
Şimdi artık kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek koskoca yetişkinleriz. Ancak hala başkalarına hayır demekte, sınır koymakta ve kendi ihtiyaçlarımızı başkalarının isteklerinin önüne koymakta zorlanabiliyoruz. Hele ki bu kişiler ya da onlarla olan ilişkimiz anne/babamıza ve onlarla olan ilişkilerimize benziyorsa. Ayrıca bunları yapamadığımız anlarda yüksek stres ve kaygı yaşayıp kendimizi sakinleştirmekte de zorlanabiliyoruz. Bu biz zayıf, eksik ya da beceriksiz olduğumuz için değil. Bu sinir sistemimize işlenmiş koca bir “Hayatta kalmak için böyle yapmalısın yoksa ölürsün” yolağımızın olduğu için. Bu gerçek. Bu biyoloji.
Bu yolağı değiştirmek elbette mümkün. Sabırla, şefkatle, fark ederek ve yeni yollar seçip ısrarla oradan yürümeyi seçerek beyinde yeni nöral bağlantılar kurabiliyoruz.
Bunun zaman alacağını hatırlamamız çok önemli.
O yüzden hep öz-şefkat, Hep öz-sevgi. Bunun sorumlusu, suçlusu biz değiliz, böyle olduğumuz için zayıf ya da eksik ya da hatalı değiliz. Sadece bunu yapmayı öğrenmedik. Önümüzde bunu öğrenebileceğimiz modeller yoktu. Fakat artık farkındayız ve öğrenebiliriz. Kendimizi regüle etmeyi, zorlu anlarda sakin kalabilmeyi, kendi içimizdeki çocuğa onun hep ihtiyaç duyduğu ebeveynler olmayı öğrenebiliriz.
Özellikle de bedeni de iyileşme yolculuğumuza dahil ederek.
Yapılan çalışmalar gösteriyor ki çocukluk travmaları, ilişkisel travmalar ve PTST (travma sonrası stres bozukluğu için) düşünce ve inanç kalıpları üzerinde çalışan terapi süreçlerinin yanında somatik çalışmalar, yoga ve sinir sistemi düzenleyici uygulamalar yapmak en etkili değişime neden oluyor. Benim kişisel deneyimim ve gözlemim de bu yönde. Yoksa zihinde takılıyorum. Aynı düşünceler etrafında dönüyor, dönüyor, dönüyorum.
O nedenle bu sezon da bir kez daha yoga derslerimizde sinir sistemi düzenlemeye ve öz regülasyona ağırlık vereceğim.
Zihinden Bedene: 8 Haftalık Sinir Sistemi Düzenleyici Yoga Dersleri
Bu iyileşme ve öz regülasyon yolculuğunu bedenle çalışarak derinleştirmek ve bitmek bilmeyen düşünce döngülerinden çıkıp bedeniyle temas etmek isteyenler için “Zihinden Bedene: Sinir Sistemi Düzenleyici Yoga Dersleri” başlıyor. 15 Ekim’de başlayacak bu 8 haftalık programda, her hafta 1 saat süren buluşmalarda kendimize güvenli bir alan açacağız.
Nefes, hareket, somatik çalışmalar ve yoga aracılığıyla içimizdeki çocuğu duymak, sinir sistemimizi desteklemek ve kendi iç kaynağımızla bağlantıyı güçlendirmek temel niyetimiz olacak. Dersler Zoom üzerinden yapılacak ve kayıtlar katılımcılarla paylaşılacak.
Kendine şefkatli bir alan açmak, içindeki bilge çocuğa daha yakın hissetmek isteyen herkesi bekliyorum. Detayları aşağıdan inceleyebilir ve kayıt olabilirsiniz.
İçinizdeki çocuklara kocaman sarılıyorum. Paylaşmak istediklerini bekliyorum
Sevgiyle
Müge
Zihinden Bedene: 8 Haftalık Sinir Sistemi Düzenleyici Yoga Dersleri Detaylı Bilgi ve Kayıt Formu.


