Hüznünü koluna takıp devam edebilmek
Hassas kalpler için veda süreçlerini kolay geçirmeyi sağlayacak kaynaklar
Bugün, bir nehrin kenarına oturuyorum ve biraz kişisel bir şeyler çıkarıyorum hasır piknik sepetimden. Ama biliyorum ki paylaşacaklarım bir o kadar da hepimize dair…
Geçtiğimiz hafta, bir ayrılık sürecinden geçtiğimi yazmıştım.
Bu süreçte, kalbimin ortasında bir kesik varmış gibi acıdığı, gözyaşlarımın pıtır pıtır kucağıma döküldüğü, nefesimin daralıp kalbimin deli gibi çarptığı anlarım oldu. Düşünceler arasında kaybolduğum, nedenleri sorguladığım, bazı anların üstünden yeniden yeniden geçtiğim, kendime ve ona kızdığım, sonra yine hem kendime hem ona sevgi ve şefkat duyduğum anlar birbirini kovaladı.
Zaten birinden ayrılmak da tam olarak bunları yaşamayı gerektirmiyor mu?
En azından hassas kalpler için…
Hem yaşanan güzellikleri kaybetmek, hem o insanın hayatından çıkmış olması, hem de geleceğe dair umutların sönmesi… Bunların hepsi yas, üzüntü ve kederi beraberinde getiriyor.
Bununla birlikte, içimdeki tüm bu kaotik duygulara rağmen hayatla bağımı hiç koparmadım.
Merkezime döndüm. Derslerime devam ettim, yemeğimi pişirdim, evimi temizledim. Dans gösterim için provaya gittim. Doğaçlama tiyatro grubumla sahneye çıktım, güldüm, güldürdüm.
Yani;
Acımı, hüznümü, yasımı koluma taktım ve hayatıma devam ettim.
Bir “Hayli Duyarlı Kişi” - Highly Sensitive Person- olarak bu tür süreçler benim için pek kolay olmuyor. Herkes bir duyguyu beş birim hissediyorsa ben beş bin birim hissediyorum çünkü. (Geçtiğimiz yıl HSP konusunda yazmıştım, eğer siz de çevrenizdeki insanlara göre daha duyarlıysanız, aşağıdaki yazıdan HSP’lerin genel niteliklerini okuyabilirsiniz)
Birkaç yıl önce yaşadığım, benzer derecede acı veren bir veda hikayesiyle kıyasladığımda ise kendimde büyük bir değişim gördüm. Kulağa ironik gelse de, ilişkileri bitirebilme konusunda bayağı bir deneyim kazanmışım :) Ve bu da değerli. Çünkü her ilişki ömürlük değil. Bazı ilişkiler belli ki sadece birbirimize ayna tutmak, kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı olmak için var. Birileriyle bir süreliğine aynı yoldan yürüyoruz ve sonra yollarımız ayrılıyor.
Bu, yaşananları değersiz kılmak zorunda değil. Aksine, anlamını daha da derinleştirebilir. Düşünsenize, kısa sürede büyük dersler alıyorsunuz, farkındalıklar yaşıyorsunuz.
Ama elbette yine de zordu ve geçtiğimiz hafta da yazdığım gibi, bu süreçte BİR KEZ DAHA fark ettim ki, beni bu tür durumlarda ayakta tutan ve devam etmemi kolaylaştıran yegane şey sahip olduğum kaynaklarım.
Bugün bunları sizinle de paylaşmak istiyorum. İnanıyorum ki bu kaynaklarla olan temasımızı hayatımızda belirgin bir sorun yokken ne kadar sağlamlaştırırsak, ihtiyacımız olduğunda onlara o kadar hızlı uzanabiliyor ve desteklerini görebiliyoruz.
Vedalaşma Sürecini Kolay Geçirmemi Sağlayan Kaynaklar
1. Dostlarım ve ailem
Onlara açıkça “Bu süreçte size ihtiyacım var” diyebilmek, kırılganlığımı saklamadan paylaşabilmek benim için çok kıymetliydi. Sık sık düşüncelerimi, hislerimi yazmak, onları aramak ve yargısız, sevgi dolu, destekleyici varlıklarını hissetmek, bu süreçte en güçlü dış kaynağım oldu. Çok şükür.
2. Sinir sistemi düzenleyici çalışmalar
Bu pratikler sayesinde düşünce dehlizlerine gezinen ve odaklanmamı zorlaştıran zihnimi yeniden bedenime getirebildim. Bedenime yeniden güvende ve rahat hissetmenin mümkün olduğunu hatırlattım. Bilirsiniz, bazen bir duyguyu hissetmemek için çok çaba gösteririz, direnç gösteririz, ama bu pratikler bastırdığım duyguların çıkmasına yardımcı oldu. Bir şükür de bu konudaki bilgi ve deneyimime.
3. Pozitif iç konuşma ve öz-şefkat
Her duygumun normal olduğunu kendime tekrar tekrar hatırlattım. Böyle hissetmemde bir sorun olmadığını, bunun bir süreç olduğunu sürekli hatırlamaya gayret ettim. Bu dönemde özşefkata çok ihtiyaç oluyor gerçekten.
4. Düşünceleri sorgulamak ve yazmak
Bu tür zamanlarda zihin çok fazla olumsuz düşünce ve yargı yaratıyor. O nedenle sık sık kendi düşüncelerime ‘Bu doğru mu, doğru olduğunu kesin olarak bilebilir miyim, bu düşünce olmasa kim olurdum?’ gibi sorular yönelttim. (Sağ olsun Byron Katie ve The Work uygulaması) Her zamanki gibi çok fayda gördüm. Diğer yandan sık sık yazdım. Düşüncelerimle başlayan yazılarımda kendimi hep düşünceleri bırakmaya davet ettim. Kendimi filtrelemeden, sadece geldiği gibi yazmak her seferinde içimdeki sesi duymama yardımcı oldu. Yazdıkça netleştim, yumuşadım.
5. Yürüyüş
Her gün uzun uzun yürüdüm. Bazen hüzünle, bazen ağır bir kalple… Ama her adımda içimde bir şeyler hareket etti. Doğa, kuşlarıyla rüzgarıyla yağmuruyla renkleriyle, sessiz ama güçlü bir eşlikçi oldu. Doğa sadece varlığıyla büyük bir teropotik güç.
6. İnsanlarla ve topluluklarımla temas
Evden çıktım. Planlı buluşmalara gittim, plansız olanlara dahil oldum. Soul Collage grubumla bir çalışmada hissettiklerim için dışavurum yapmak da çok güzeldi, arkadaşlarımla bir kafede çay içip kurabiye yemek de :) Malum insan sadece kendi derdi var sanıyor bu zamanlarda. Bu beni kendi odağımdan çıkarıp başkalarının hayatı ve yaşadıkları ile temasa yönlendirdi. Genelde kendi içinde yaşamaya alışkın biri olarak bunu yapmak benim için büyük bir değişim.di Meğer çok ihtiyacım varmış ve çok iyi geliyormuş.
7. Paylaşmak
Farklı bakış açılarına alan açtım. Arkadaşlarımla, öğrencilerimle düşüncelerimi, yaşadıklarımı paylaştım. Herkes aynı hikâyeye başka bir yerden baktı. Bunu deneyimlemek çok ilginç ve güzeldi. Ben de böylece sonunda kendi yaklaşımımı netleştirebildim. Galiba bu süreçte bana en iyi gelen şeylerden biri bu oldu.
8. Kendimi güçlendirecek adımlar atmak
İlişki içerisinde pek çok yanımı gördüm. Eksik ya da zayıf hissettiğim alanları fark edip, bu alanlarda kendimi besleyecek adımlar attım. Yeni eğitimler seçmek ve onlara yönelmek gibi. “Fark ettiğim şeyler var, şimdi bu konularda kendimi geliştirmek için bir şeyler yapabilirim” diyerek eyleme geçmek bana yeniden hareket ve yön duygusu verdi. İnsanın kendini çok zayıf ve üzgün hissettiği bir dönemde bu eyleme geçme hissi çok güzel ve geüçlendirici.
9. Günlük sorumlulukları sürdürmek
Evet, kimse kalbi kırıkken araba sigortası ödemek, vergi yatırmak vb. istemez. Ama bu tür sorumlulukları sürdürmek, hayatla bağımı koparmamamı sağladı. Basit gelebilir. Ama bence değil. Yaşıyorum, varım, devam ediyorum demek değerli.
10. Öz bakım rutinlerim
En sona yazdım ama süreci en çok kolaylaştıran buydu. Bedenim bunları zaten alışkın olduğu için istedi. Her şeyi mükemmel yapmadım ama yapabildiğim kadar devam ettim… Sabah rutinlerim (dil temizliği, oil pulling, kuru fırçalama, ılık limonlu su…) bana tanıdık ve güvenli bir alan sundu. Bu küçük rutinler, sinir sistemine her şey yolunda bak hayatıma devam ediyorum hissi veriyor ve ayrıca anksiyetik bir zihinle ya da ağrıyan bir kalple uyandığınızda da ne yapacağınızı biliyor olmak gerçekten çok iyi geliyor.
Yaşam, bir bütün. Acıyla, kederle, sevinçle.
Dilemek isterim ki hiç kayıp, ayrılık, acı yaşamayalım.
Ama mümkün mü?
Ki acı olmasa güzeli bilebilir miydik...
Ama Buddha’nın dediği gibi, acıyı ızdıraba dönüştürmeden yaşayabiliriz.
O nedenle,
Her şeye yer açmayı öğrenebilmemiz gerekiyor yaşamda.
Neşe, mutluluk, heyecan varsa; keder, yas ve üzüntü de var.
Bazen bu duygular insanın kalbini bir cenderenin içindeymiş gibi sıkıştırıyor.
Ama merak ediyorum: Direnmesek de bu kadar sıkıştırır mı?
Sadece kabul etsek…
Bir nefes alsak…
Omuzlarımızı biraz yumuşatsak…
Dünyada bizimle aynı acıları yaşayan milyonlarca insan olduğunu hatırlasak…
Geçici olduğunu bilsek,
bunun hayata ve insan olmaya dair olduğunu anımsasak,
kendimize biraz daha sevgiyle yaklaşabilsek…
O zaman olan şu oluyor:
Olanı olduğu gibi kabul ediyoruz.
Duygular geliyor… ve geçiyor.
Acı geliyor ve geçiyor.
Belki kulağa garip gelecek ama…
Ben kalp kırıklığına da izin verebilmeyi diliyorum.
Gidenin arkasından acı çekebilmeyi,
kaybın hüznünü derinlemesine hissedebilmeyi…
Çünkü sanırım tam da burada, tam da bu şekilde,
kalbimizin ne kadar açık ve canlı olduğunu hatırlıyoruz.
Benzer bir yerden geçenler için:
İçimizdeki Çocuğu Şifalandırma Meditasyonu ve Günlük Yaşamda Kaygı ve Stres Yönetimi kitapçığı, bu süreçte sinir sistemini yumuşatmak ve kendine eşlik edebilmek için güzel kaynaklar olabilir.
Ayrıca sürekli bir sinir sistemi desteği için Kendinle Bağlantı için Somatik Yoga grubumuza da her zaman katılabilirsiniz.
İçsel Bilgelikle Yaşamak: Bireysel Mentörlük Programı da aslında bu ve benzer kaynakları hayatına entegre etmek isteyenler için uzun soluklu, bireysel bir rehberlik çalışması.
Başka bir desteğim olabilecekse de buradayım. Biz hassas kalplerin birbirimize ihtiyacı var.
Çok sevgiyle.
Hassas ve açık bir kalple.
Müge

