Diğer Beslenme Yöntemleri Arasında Ayurvedik Beslenmeye Neden Yöneldim?
Ayurveda Serisi 1 : Ayurveda Nedir ve Neden Farklıdır
Ayurveda dosyasını açıyoruz.
Bu seride, Ayurveda’nın bana öğrettiği dengeyi, mevsimsel yaşam pratiklerini ve sizin de kendi doğanızı daha iyi anlamanıza yardımcı olabilecek bazı bilgilerini paylaşacağım.
Önce, ben nasıl tanıştım, oradan başlayalım…
Benim Ayurveda ile Tanışma Hikâyem
Ayurveda’yı ilk kez 2016 yılında, yoga eğitmenlik eğitimimi alırken duydum.
Eğitmenim bana hediye olarak ilk Ayurveda kitabımı vermişti: Ayurveda for Dummies.
O zamanlar hayatımın karmaşık bir dönemindeydim. Bir süre sonra kitabı bir kenara koydum — hatta yoga dâhil her şeyi bir kenara koydum. Kendi sağlık sorunlarımla ilgileniyordum, ama tamamen “batı kafasıyla”ydı bu ilgi.
Bir süre sonra, yaklaşık iki yıl içinde, yaşadığım şeylere başka bir açıdan bakmaya başladım. Daha bütünsel bir yerden. Anksiyetem vardı, depresif dönemlerim oluyordu; bazen iyiydim, bazen değildim. Ne oluyordu, anlamaya çalışıyordum:
“Ne oluyordu da bazen iyi hissediyor, bazen hissetmiyordum?” Evet yoga iyi geliyordu ama başka bir şeyler daha vardı. “Yediklerimin, hissettiklerimle bir bağlantısı olabilir miydi?”
O dönem bağırsak–beyin bağlantısı yeni yeni konuşulmaya başlamıştı.
Ben de pek çok okuma yaptım ve yavaş yavaş keşfetmeye başladım: “ikinci beyin” kavramını, hormonların duygular üzerindeki etkilerini, sağlıklı yağların sinir sistemi üzerindeki rolünü, otizmli çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini... Derken ketojenik beslenmeye başladım.
Bir süre uygulama yapıp olumlu etkiler görmeye başlayınca aklıma Ayurveda geldi.
Bazı beden tipleri için yağlı beslenmeyi önerdiğini hatırladım. Bunda haklı çıkmıştı. Acaba başka önerileri de olabilir miydi? Araştırdım ve büyü başladı.
Judith Aartsman’ın iki günlük bir atölyesine katıldım. Kitaplar aldım. Sonra ilk danışmanlıklarımı aldım. Bazı önerileri uygulamakta zorlandım, ama pes etmedim.
Bir süre sonra, konuyu daha iyi anlayınca daha sonra hocam olacak olan Ulli Allmendinger’den danışmanlık aldım ve uygulamalarıma başladım. Kısa bir süre sonra da, onun rehberliğinde Ayurveda eğitmenliğine giden yol açıldı.
Ayurveda, o zamandan beri benim için yalnızca bir sağlık ya da şifa sistemi değil, yoga ile birlikte yaşama bakışımı şekillendiren temel yaklaşımlardan biri oldu.
Peki Ayurveda Nedir ve Temel Prensipleri Nelerdir?
Ayurveda, Sanskritçede “yaşam bilgeliği” anlamına gelir (Ayur = yaşam, Veda = bilgi).
Yaklaşık 5000 yıl önce Hindistan’da ortaya çıkmış, dünyanın en eski bütünsel sağlık sistemlerinden biridir.
Ayurveda’nın temelinde şu fikir yatar:
Her birey doğa ile aynı elementlerden oluşur — ve sağlık, bu elementlerin dengede kalmasıyla mümkündür.
Bu beş element (eter, hava, ateş, su ve toprak) bedenimizde üç temel enerji biçiminde, yani doşalar olarak ifadesini bulur: Vata (hava ve eter), Pitta (ateş ve su), Kapha (su ve toprak). Bu üç enerji hem fiziksel hem zihinsel doğamızı belirler. Her birimizin kendine özgü bir doşa dengesi vardır.
Ancak Ayurveda yalnızca bedenin dengesinden değil, bu dengeyi koruyan ateşten de bahseder: Agni. Agni, yaşamın ateşidir — hem fiziksel anlamda sindirimi yöneten ateş, hem de deneyimleri, duyguları, bilgileri “hazmetme” gücümüzdür.
Ayurveda’ya göre güçlü bir Agni, bağışıklığın, enerjinin ve berraklığın temelidir.
Zayıf bir Agni ise toksin (ama) birikimine, sindirim sorunlarına, zihinsel bulanıklığa ve hastalıklara zemin hazırlar.
Bu nedenle Ayurveda, yediklerimizin yanı sıra nasıl yaşadığımıza da bakar.
Yalnızca “ne yiyoruz” değil, “nasıl sindiriyoruz, nasıl dinleniyoruz, nasıl düşünüyoruz” sorularını da sorar.
Ayurveda’ya göre hastalık bir düşman değil, dengenin bozulduğunu haber veren bir dosttur. Amaç, semptomları bastırmak değil; nedenini anlamak, Agni’yi güçlendirmek ve yaşamı yeniden uyumlu hâle getirmektir. Bu yönüyle Ayurveda, yalnızca bir tedavi sistemi değil, aynı zamanda bir yaşam sanatıdır.
Ayurveda’yı Diğer Yöntemlerden Ayıran Özellikler
Pek çok farklı beslenme önerisi olduğunu siz de bilirsiniz, ketojenik beslenmeden vejetaryanlığa, glutensiz beslenmeden kan grubuna göre beslenmeye, alkali beslenmeden vaganlığa kadar pek çok farklı beslenme şekli var. Benim için hepsinin eksik tarafları vardı. Hiç biri aradığım bütünsel yaklaşımı sunmuyordu. O nedenle ben ayurveda ile tanıştığım için çok mutluyum. Çünkü o beslenmeden çok daha fazlası. Tam da bu kadar kompleks bir varoluşu olan “insan” için olması gerektiği gibi.
Ayurveda, diğer sağlık ve beslenme sistemlerinden şu yönleriyle ayrılır:
Bütünsel yaklaşım:
Beden, zihin ve ruhu bir bütün olarak ele alır; hastalığı yalnızca fiziksel bir sorun olarak görmez. Zihinsel durum, duygular, çevre ve yaşam tarzı doğrudan sağlık üzerinde etkilidir.Önleyici sağlık:
Hastalık ortaya çıkmadan önce küçük dengesizlikleri fark etmeyi ve yaşam tarzıyla dengeyi yeniden sağlamayı amaçlar.Enerjetik bakış açısı:
Yediklerimizin, duygularımızın ve çevremizin enerjisi bedenimizde ve zihnimizde kendini gösterir.Sindirim ve Agni merkezli yaklaşım:
Sağlık, Agni adı verilen yaşam ateşi ve sindirim gücüyle başlar. Güçlü Agni hem besinleri hem de deneyimleri doğru şekilde dönüştürür; zayıf Agni ise toksin birikimine ve hastalıklara yol açar.Mizaçlara (doşalara) göre kişiselleştirilmiş öneriler:
Her bireyin doğuştan gelen denge yapısına göre beslenme, yaşam tarzı ve günlük rutinler önerilir. Herkese aynı yaklaşımı sunmaz.
Tüm bunlar bize, sağlıklı olmanın “kurallar” değil, “uyum” meselesi olduğunu hatırlatır.
O zaman serinin ilk yazısını tamamlarken küçük bir özet yapalım
Özetle – Ayurveda’yı Tanımaya Başlarken
Ayurveda, “yaşam bilgeliği” anlamına gelir.
Bizi kendi mizacımızı keşfetmeye ve onunla uyum içinde yaşamaya çağırır.
Sağlık, beden–zihin–ruh dengesinin korunmasıyla ilgilidir.
Her bireyin doğuştan gelen bir enerjetik yapısı (doşası) vardır: Vata, Pitta, Kapha.
Sindirim, duygular ve doğa ritimleri arasındaki ilişki Ayurveda’nın kalbidir.
Bu seri boyunca, mevsimlere göre yaşam, beslenme, ritüeller ve dengeyi destekleyen günlük pratikler üzerine konuşacağız. Bu yazıyı siz de ilgisini çekebileceğinizi düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
Eğer danışmanlık almayı düşünürseniz de bilgileri web sitemden inceleyebilir ve iletişime geçebilirsiniz. Benim için bu kadar değerli olan bilgileri sizinle paylaşmaktan ve kendi mizacınıza uygun bir yaşam tarzı geliştirmenize destek olmaktan mutluluk duyarım.
Son olarak Aralık ayında İzmir Bayındır’da, zeytin ağaçları arasında yapacağımız Ayurvedik Denge ve Somatik Uyanış kampına ilgi gösteren herkese çok teşekkür ederim. Kontenjanımız doldu. Umarım sonraki kamplarda yeniden bir araya geliriz.
Haftaya görüşmek üzere
Sevgilerimle
Müge

