Bedenimle Temasım Olmadığında
Dişil parçam çok inciniyormuş meğer...
Yıl 2019.
Yoga ile tanış olanların ya da o dönemi hatırlayanların muhtemelen bildiği, çok sevilen bir hocanın element serileri yayınlanmıştı.
Ben de haldır haldır yapıyorum.
21 günler, 40 günler havada uçuşuyor.
“Bunu dengeleyeceğim.”
“Şurayı düzelteceğim.”
“Zaten toprağım eksik, ateşim dengesiz.”
Yapıyorum da yapıyorum.
O zamanlar Ankara’dayım. Çok sevdiğim bir park var. Bir sabah yine yürüyüşümde oraya uğruyorum. Bahar gelmiş. Karnımda pır pır kelebekler uçuyor. O kadar sevinçli, neşeli, canlıyım ki… Ona bakıyorum, buna bakıyorum, fotoğraflar çekiyorum, Instagram’da paylaşıyorum.
Heyecan, mutluluk, canlılık.
O sırada aklımdan bir fikir geçti:
“Element serimi burada yaparım, eve öyle giderim!”
Heyecanla bir ağaç altı buldum. Yanımda ne mat var ne örtü. Telefonu karşıma koydum gururla da paylaştım Instagram âleminde… Ve başladım videoyu yapmaya.
Yapıyorum yapmasına ama;
Ama ellerime dikenler batıyor.
Burnuma pis kokular geliyor.
Dizlerimi toprağa koyuyorum, acıyor.
Derken pratiğimi bitirdim.
Neşemden, heyecanımdan eser kalmadı.
Evet, o gün de seriyi yaptım.
İstikrarımı sürdürdüm.
Kendimi kendime ispat ettim.
Ama bir şey oldu. Anlamlandıramadığım bir şey.
Kırılgan, Canlı, Güçlü : Dişil
Ben o gün dönüş yoluna geçtiğimde içimde bir kırgınlık hissettim.
İncinen bir parça.
“Beni duymadın.”
“Bana sormadın.”
diyen.
Bedenim.
Dişil parçam.
Bir kaldırımın kenarına oturdum ve ağladım.
Kendimi hiç gözetmeyişime…
Dişilin sesini duyamayışıma…
Zihnimin, bedenimi; eril parçamın dişilimi hiç dikkate almadan her şeye yön vermek isteyişine…
Ağladım da ağladım…
Bu, benim görülmeyen, duyulmayan, hissedilmeyen bu yüzden de çok incinmiş olan yaralı dişil parçamla ve yine yaralarından dolayı toksikleşen eril parçamla ilk gerçek temasım oldu.
Yıllar içinde başka temaslarım da oldu.
Beni Düzeltme, Benim Yanımda Ol
Boşandıktan sonra yaşadığım zorlu bir dönemde…
Kendimi çok üzgün, yalnız ve aidiyetsiz hissettiğim bir gün duşta, “kendimi toparlamak” için suyu buz gibi soğuk yaptım.
Vagusu uyaracağım ya…
Zihnim çok biliyor çünkü, neyi neyle “düzelteceğini.”
Normalde de duşu soğukla bitirdiğim için sorun olacağını düşünmedim.
Ama bedenim zangır zangır acı içinde kasılırken yine o sesi duydum:
“Yapma. Beni düzeltmeye çalışma”
Aynı dişil parça.
Sadece “daha iyi olma” uğruna görmezden gelinen.
Gözümün önüne beni sürekli iyi etmeye çalışan, benimse sadece yanımda olmasına ihtiyaç duyduğum annem geldi.
Sular üstümden akarken, ılık ılık gözyaşlarım da suya karıştı.
Hızlı, Çözüm odaklı, Sorun Çözücü : Eril
Ve bunun gibi pek çok an…
Kendimi hissedemediğim,
İhtiyaçlarımı fark edemediğim,
Kendime “buradayım” diyemediğim anlar.
Sonuç odaklıydım.
Düzeltme odaklı.
Çözme, tamir etme, düzenleme, yapılandırma…
Bunlar kelime dağarcığımın merkezine yerleşmişti.
Bir şey varsa bakarsın, sorunu görürsün, çözmek için bir şey yaparsın.
Sonra da olur. Olmuyorsa başka bir şeyi yaparsın.
Ya da bu bozuk dersin…
Ama bunu sadece makinelere yapabiliyorsun.
İnsan üretimi, mekanik, robotik şeylere.
Biz öyle değiliz.
Ve bu bakış açısı bizde işe yaramıyor.
Anlamam zaman aldı…
Yaramadığı gibi… yaralıyor da.
Bunun sebebine kısaca “patriyarka”, yani “ata erki” diyoruz.
Erilin iktidarda olduğu düzen.
Binlerce yıldır.
Bizler bu sistemin içinde yaşayan, okuyan, çalışan insanlarız.
Bunun bize sirayet etmemesi imkânsız.
O yüzden, bunun için ne kendimize ne dünyaya kızmak bana artık pek anlamlı gelmiyor.
Sadece bazen bu düzenin içinde dişili korumaya çalışırken çok naif hissettiğim oluyor.
Olmayacak bir şey için uğraş veriyor gibi…
Bununla beraber, ben deniz yıldızı hikâyesinin gücüne inanıyorum.
Kendi çabamızın, Gandhi’nin deyişiyle “dünyada görmek istediğimiz değişim için önce kendimizde değişim yaratmanın” gücüne ve sonuç beklemeksizin emek vermemizin gücüne inanıyorum…
Değerlerine uygun yaşamayı;
eril ve dişilin en yüksek formlarını,
kadın ve erkeğin en onurlu hâllerini yaşayabilmek olarak görüyorum.
O yüzden de elimden geleni yapmaya, eril ve dişilin dengeli formlarını kendi içimde bulma çabama devam ederken, bildiklerimi, deneyimimi başkalarıyla da paylaşmayı sürdürüyorum.
Ve değişiyorum, dönüşüyorum.
Bu Deneyimler Yoga Derslerimi de Dönüştürdü.
Mesela somatik çalışmalar, benim için birer “tamir seti” parçası olmaktan çıktı; bağ kurmanın, ilişkide kalmanın bir aracına dönüştü.
Öğrencilerimle ve danışanlarımla ilişkilerim değişti. Bağlarımız kuvvetlendi.
Sezgilerim derinleşti, derslere başka bir katman, başka bir derinlik geldi.
Ve yine böyle bir yoga dersinin sonunda, hissettiğimiz o kuvvetli dişil enerjinin içinde dinlenirken, kalbimde bunu daha fazla kadınla paylaşma isteği belirdi.
Yeni bir program gözümün önünde, adım adım zuhur etti.
Şimdi sizi yeni bir alana davet etmek istiyorum.
Yumuşamak, Güvenmek ve Dişil Özle Temas İçin
Eril ve dişil parçalarımız arasındaki uyumu hatırlamak için.
İçimizdeki dişili daha fazla duymak, onurlandırmak için.
Sezgilerimizi ve kalbimizin sesini biraz daha yakından dinlemek için…
Bu alan, her ay cumartesi sabahları 09:30–10:30 arasında buluşacağımız, 4 derslik bir yoga döngüsü. Her ayın 3. cumartesi yeni döngüye başlayacağız. Somatik çalışmalar, nefes, yumuşak yoga akışları ve derslerin sonunda 10 dakikalık mini çemberler olacak. Burada niyetlerimiz, belki kart okumalarımız, belki alanda hissettiklerimiz. O hafta kim isterse, ne kadar isterse… birbirimizin sesini duymak ve paylaşmak için.
Bu alanı baştan sona dişil gücün iradesine bırakıyorum.
Ne isterse o, nereye yönlendirmek isterse orası…
Benim rolüm, bu alanı tutmak ve güvenli kılmak. Bize güzellikler getireceğine inanıyorum.
Herkes için ulaşılabilir fiyatlandırma
Bu programla daha fazla kadınla bağ kurabilmek istedim.
O yüzden, artık fiyatları çok yükselen bir platformu kullanmayı bıraktım, bundan böyle Google Meet üzerinden buluşacağız. Bu değişim, ders ücretlerini daha ulaşılabilir ve makul bir yerde tutmamı sağladı.
4 ders için aylık katılım bedeli: 1200 TL olacak
İlk buluşmamız: 21 Şubat.
Eğer paylaştıklarım sizde bir yerde yankılandıysa…
Eğer bu alanın sizi çağırdığını hissediyorsanız…
(ve bilin ki, bu beni şimdiden çok mutlu ediyor)
Başvuru formunu buraya bırakıyorum : Kendinle Bağlantı için Yoga
Sorularınız olursa bana her zaman yazabilirsiniz.
Sevgilerimle,
Müge

